Hasan Sabbah Sözleri - Hasan Sabbah Hakkında

Hasan Sabbah Kimdir,

Hasan Sabbah sadece bir eylem adamı değil aynı zamanda bir fikir adamıdır. Ne yazıkki hakkında daha sağlam yorumlar yapabilmemizi sağlayacak kaynaklar ve kendi kaleminden çıkan eserler Alamut Kalesinin Moğollar tarafından düşmesiyle yakılmıştır. onun bir eren olması imkansızdır. çünkü bir sünniye göre şeytanın sözcülüğünü yapmıştır. bildiğimiz kadarıyla ekonomik ve sosyal açıdan geri kalan kişileri uyuşturarak içerisinde çok sayıda kadının bulunduğu içinden balların vesütlerin aktığı bir bahçeye (cennette) kötürür. Sabbah bu bahçede Kuranda anlatılan Cenneti terennüm ederek örgütüne katmak istediği kişiyi cennet olduğuna ikna ederdi. kişi burada her türlü fantazi ve ihtiyacını karşıladıktan sonra tekrar bayıltılarak alındığı yere götürülürdü. Fedailiği seçen kişi oraya tekrar gitmek istiyorsa Sabbahın işaretiyle ölmeliydi. Hasan Sabbah özellikle B. Selçuklu Devletinin gücünün doruğuna ulaştığı bir dönemde Mısır Fatımi devleti ile temasa geçerek selçuklunun Mısıra inmesini engellemeye çalıştı. Kahire yönetimince Para yardımı alan Sabbah B. Selçukluların üst düzey Asker ve sivil yöneticilerine suikastler düzenleyerek devletin bir yandan güçten düşmesini sağlamışlar diğer yandan halk üzerinde psikolojik bir üstünlük sağlamışlardır. en sanssasyonel eylemleri Nizamül mülkü ve General Porsuki'yi öldürmeleridir. Nizamül mülk Bernard Lewise göre Batıniler tarafından öldürülen ilk bürokrattıt. halkın nefretini kazanan Haşaşiler temelde şiiliğin İsmailiği itikadına yani koluna bağlıdırlar. halk bunları ele geçirdiği zaman linç ederek öldürmüştür. Haşaşîlerden Ahmed ibn-i Attaş (önde gelenlerindendir) sasani usulü idam edilmiştir. (derisi canlı canlı yüzülerek) XI.yy.ın ünlü müftüler Haşhaşilerin yani batınilerin öldürülmesini yağmur suyundan daha helal olarak nitelendirmişlerdir. zamanla kahiredeki hilafet mücadeleleri yüzünden Kahireden ayrılmışlardır. öğretileri son derece sapkındır. bunlarda her türlü dünyasal zevk caizdir. kişinin istemesiyle anne ve kızkardeşlerle cinsel ilişkiye girilmiştir. muhtemelen eşcinsellikte kabul gören bir yöntemdi. Dğın Şeyhi olarak şöhret kazanan Hasn Sabbah islam dünyasına kalıcı zararlar vermişlerdir. günümüzde bu taife sayıları azalmakla beraber çoğunluğu Hindistan, Pakistan ve Suriye'de yaşamaktadırlar. ancak yanlış hatırlamıyorsam II. Muhammed döneminde bunlar bir ara sünniliği kabul etmişler ancak onun ölümünden sonra tekrar eski adetlerine geri dönmüşlerdir.Selçuklu hükümdarları Melikşah, Berkyaruk, muhammed tapar ve Sencer bunlarla önemli mücadeleler vermişlerdir. Harzemşah emirlerinden (yani Anuştiginler) Atsız ve Muhammed de mücadele yürütsede köklerini kazıyamadılar. son liderleri Rükneddin Moğolların başkenti Karakurum'da idam edilmişlerdir

Biyografisi:

Tam Adı: Hasan bin Ali bin Muhammed bin Ca’fer bin Hüseyin bin el-Sabbah el-Himyeri

Ünlendiği adları: Hasan Sabbah ve Hasan bin Sabbah

Türkçe : Hasan Sabbah
Persçe: حسن صباح (Hassan-i Sabbāh)
Arapça: حسن الصباح‎ (Hassan aṣ-Ṣabbāḥ)

Hasan Sabbah kimdir?



11. yüzyılın sonlarına doğru Kuzey İran'da Albroz dağlarının yakınında bir topluluğu kendi safına çeken bir Nizari (Haşhaşi) İsmaili misyoneridir. Bu yer "Alamut" diye anılmaktaydı. Burada Haşhaşin diye adlandırılan bir topluluk bulmuştur.

Ön Yaşamı

1034 yılında İran'da Kum kentinde dünyaya gelmiştir.

Kendi iddiasına göre, Yemen emirlerinden Yusuf Himyeri’nin soyundandır. Zamanın önde gelen okulllarında okuma şansı bulmuştur. İmam Muvaffak Nişapuri’den ilim öğrenmiştir. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir.Bazı iddialara göre Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı dönemlerde öğrencidirler.

Sonraki yaşamı ve Nizamülmülk ile arasının açılması

Dini çalışmalarını geliştirmek için Fatimilerin hakim olduğu Kahire'ye gitmiştir. İran'a döndüğünde Selçuklu Türk sarayında yüksek bir memuriyetle işe başlamıştır.

Ardından ünlü yönetici Nizamülmülk'ün emrinde çalışmaya başlayacaktır. Bu aşamadan sonra hayat hikâyesinde belirsizlik başlar. Bazı iddialara göre

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın hacibi yani en yakın adamlarından oldu. İran’daki dai-i a’zam İbn-i Attaş’ın telkinlerine kapıldı. Bu sırada ünlü Selçuklu veziri Nizamülmülk ile arası açıldı ve Mısır’a kaçtı. Eshab-ı kiram düşmanlığı üzerine kurulan Fatımi Devleti hükümdarı Mustansır-billah’tan iltifat gördü.

Mısır'dan ayrılışı ve Eşkıyalık dönemi

Mısır’dan ayrılan Hasan Sabbah İran’a dönerek, Nizar için propaganda yaptı. İlk zamanlar mutedil bir Şii gibi davranıp pekçok kişiyi aldatmıştır. Sonraları "Fedayin" diye bir teşkilat kurup, yol kesiciliğe, eşkıyalığa, pusu kurup ünlü adamları öldürmeye başladı.

Etrafında birçok insanı toplayan Sabbah Hasan Sabbah, Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından teslim olması yolunda uyarılmıştır. Ancak Sabbah bu teklife aldırış etmemiştir.
Alamut Kalesinin İşgali ve İsmailiyye Devletinin Kuruluşu



1081 (H. 473) de etrafına topladığı kimselerle Selçuklulara karşı isyan edip birkaç kaleyi işgal ederek, İsmailiyye Devletini kurdu.

Üs arayışı Rudbar bölgesinde 1088 yılında Alamut Kalesini görmesiyle sona ermiştir. Sabbah, burayı "Aluh Amut" adlandırmıştır. Bunun karşılığı olarak da Türkçe'de "Kartal Yuvası" veya "Kartal Öğüdü" kelimeleri kullanılmaktadır.

Bu kale 40 kilometre uzunluğunda ve 5 kilometre genişliğindeydi.



Alamut Kalesini iki yılda yani 1090'da eline geçirdi. Bunu iki yıl gibi uzun bir süre sessiz bir şekilde sürekli uğraşarak yapmıştır. Öncelikle köylere "Daˤiyyīn" ve "Rafīkleri" gönderir ve bu köyleri öncelikle kendi safına çekmeyi başarır. Ardından kale içerisindeki kilit isimlere bolca rüşvet verir. Ardından da gizlice kale içine sızmayı başaran Sabbah birlikleri ve halkın desteğiyle beraber kaleyi ele geçirir.

İddiaya göre Sabbah, Alamut'un işgali sonrası hayatı boyunca kendini çalışmaya verir. Karargahını iki kere çatıya çıkmak dışında terk etmez. Çalışır, çeviri yapar, dua eder, amacına ulaşmak için giriştiği faaliyetleri hızlandırır ve yönetir. Artık Nizari öğretisinin propaganda merkezi Alamut Kalesidir.

Sultan Melikşah'ın Sabbah'ın üzerin yürümesi

Hasan Sabbah ve adamlarının iyilikle yola gelmeyeceğini anlayan Sultan Melikşah, 1092 (H. 485) de üzerlerine kuvvet gönderdi. Fakat sultanın vefatı üzerine istenilen netice alınamadı.

Haşhaşilerin Alamut Kalesinin işgali sonrası giriştikleri faaliyetler



Fatımi hükümdarının ölümünden sonra ikiye ayrılan Batınilerin Nizari koluna mensup kimselerin de gelip iltihak etmesiyle kuvvetlenen Hasan Sabbah ve taraftarları, faaliyetlerine devam etmişlerdir.

Önemli devlet adamlarını, kumandanları ve alimleri öldürdüler. Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ü şehid ettiler. Ajanlarını devlet teşkilatları içine, hatta saraylara ve evlere kadar sızdırıp her tarafa şüphe ve korku yaydılar. Horasan ve Huzistan bölgesindeki bazı kaleleri de ele geçirip, ticaret ve hac kafilelerini soydular.

Kısaca Nizamülmülk kimdir?



Nizamülmülk, tam adı Ebu Ali el-Hasan et-Tusi Nizamülmülktür. 1018 yılında doğmuştur.

Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri ve Siyasetname adlı öğütler kitabı yazan Farsi devlet adamı, siyaset bilimcisi. Devlet yönetiminde hayli etkili olan Nizamülmülk'ün vezirliği Alparslan ve Melikşah dönemlerinde yayılmıştır.

Nizamülmülk,21 Zilkade 408/10 Nisan 1018 yılında İran'ın, Horasan şehrinde doğmuştur. Memleketin nizamlarının kurucusu anlamında olan Nizamülmülk ismi Abbasi halifesi Kâim bi Emrillah tarafından verildi.Nizamiye medreselerinin teşkili ve mevcut toprak sisteminin aksayan yönlerinin tadil edilmesi gibi Selçuklu devletinin müesseseleşme ve merkezileşmesi yönünde önemli sayılabilecek teşebüsslerin altına imzasını atmıştır.

14 Ekim 1092 yılında Nizari (Haşhaşiler) tarafından öldürülmüştür.

Hasan Sabbah'ın mensup olduğu İsmailiyye (İsmailizm) Tarikatı



İslamiyetin tarihinde yaşamış olduğu farklı mezheplerden biri olan Şiilik mezhebi İran'da yaygındır. Bu mezhepin üyelerinin Selçuklu hakimiyetindeki bölgelerde Sünni yöneticiler tarafından baskıya maruz kaldıklarından dolayı Şiilik gizli olarak kendisini varetmiştir.

Hasan Sabbah'ın da mensup olduğu İsmailiyye tarikatının inancına göre 12 imamdan yedincisi olan Cafer öldükten sonra oğlu İsmail'i imam tayin etmiştir. Ancak İsmail babasından önce ölmüştür. İsmailiye tarikatı ise İsmail'in ölmediğini ve gizlenmek için ortadan kaybolduğunu, zamanı gelince geri döneceğini savunur. Bunun haricinde Hasan Sabbah'ın bağlı bulunduğu Nizari kolu ise 18. imam Mustansır'dan sonra ise Musta'li değil Nizari'nin gelmesi gerektiğini savunur.

Dini Liderlik Dönemi



Aslında bütün dini arkaplanına rağmen o dönem Ortadoğu'da ve diğer ülkelerde din kisvesi altında verilen mücadelelerin ve savaşların aslında ekonomik ve sosyal bir altyapısını bulmak mümkündür. Söylenen efsanelerin aksine Hasan Sabbah aslında ülkesi işgal altında bulunan bir liderin halkını baskı ve işgalden kurtarmak amacıyla yaptıklarını yapmıştır. Dini bir arkaplan sayesinde bilgisiz halkın desteğini kazanarak silahlı bir örgüt kurmuş ve güçlü devletler arasında yüzyıllarca varolacak ve dikkate alınması gereken bir yapı kurmuştur.

Ölümü


Hasan Sabbah 1124 yılında ölmüştür.

Son sözleri ise "Hiçbir şey doğru değildir. Her şey serbesttir." olmuştur

Ölümü Sonrası Alamut Kalesi ve kalenin Moğol komutanı Hülagû Han tarafından ele geçirilişi

Öldüğünde arkasında güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran'da değil tüm Mezopotamya'da korkulur bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır.

Alamut kalesi ise 1256 yılında civarına gelen Moğol komutanı Hülagû Han tarafından normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış dolayısıylada imha edilerek ele geçirilmiştir. Pratikte ele geçmesi imkansız olan oldukça dik, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş olan bu kale; tarihte de pek çok güçlü orduya meydan okumuş konumu ve sert savunması nedeniyle asla ele geçirilememiştir.

Kendisi hakkındaki Efsaneler



Bahsedilen temelsiz efsanelerden bazıları şöyledir:

i- Haşhaş kullanımı:

Suikast işletmek için militanlarına haşhaş vererek onların zihinlerini avucuna aldığıdır. Haşhaş kullandıklarına dair bir delil yoktur; ayrıca Alamut Kütüphanesi'nde de bununla ilgili (haşhaş kullandıklarıyla) bir bilgi bulunamamıştır.

ii- Gösteri amaçlı intiharlar

Merkezleri, yüksek bir kayalığın tepesinde kurulu olan Alamut Kalesi'ydi. Misafirleri Alamut Kalesi'ne gittiklerinde Hasan Sabbah onları etkilemek için kalenin yukarısında duran müritlerinden üçüne işaret ederek aşağıya atlamalarını istemiş ve onlar da hiç tereddüt göstermeden atlayınca misafirleri bu olaydan oldukça etkilenmişlerdir. Bu tavır o insanların uyuşturucu almadan bunu yapmalarının mümkün olmadığı fikrine götürmüştür.

iii- Cennet Bahçeleri

Bu iddiaya göre Hasan Sabbah'ın tarikata yeni giren gençlere, öldükten sonra cennet vaadettiği söylenmektedir. Bu gençlere haşhaş verdikten sonra (sadece söylentidir, yine resmi bir kayıt bulunamamıştır), Alamut Kalesi'nin efsanedeki Cennet Bahçeleri'nde uyanmalarını sağlıyordu. Bu bahçelerde çok güzel kızlar, türlü türlü lezzetli meyveler ve yemeklerle karşılanan gençlere burasının cennet olduğu söyleniyor ve tekrar haşhaşla uyutulduktan sonra tekrar kaleye götürülüyordu. Böylelikle ölünce cennete gideceğine tamamen inanan bu insanlar Hasan Sabbah için ölmekten korkmuyorlardı.

iv- Ömer Hayyam ve Nizmülmülk ile sınıf arkadaşlığı

Sanılanın aksine Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizam-ül Mülk sınıf arkadaşı değillerdir. Bunun doğru olabilmesi için üçünün de Nişapur 'da okuması gerekmektedir. Nizam-ül Mülk , Hasan Sabbah'dan on altı yaş büyüktür. Hasan Sabbah da öğrenimini doğduğu şehir Kum'da ve Rey şehrinde yapmıştır.